Benim Hiç Köpük Fondötenim Olmadı..

0

Esasında bu köpük formdaki fondötenler, cildi kurutma eğiliminde olan ürünler olmaları dolayısıyla yağlı ya da en azından normal cilt tipleri için öneriliyor; dolayısıyla benim hiç köpük fondötenim olmadı 😦 Kozmetik alışverişlerim esnasında bir bahaneyle önlerinden geçerken parmak parmak aşırıp çocuk gibi alel acele yüzüme sürdüğüm bir kaç parmak üründen ibarettir köpük fondötenlerle olan münasebetim 🙂 Ta ki bu yazıya kadar..

20130511_135430

Saç köpüğüne sırf ona dokunmaktan haz ettiği için para veren bir tüketici grubuna mensubum ben! Keşke her şeyi köpük formda üretseler!

Şimdi öncelikle normalden yağlıya dönük cilt tipleri için uygun ürünler olduklarına ikna oldum bunların; kuruya dönük karma cildime pek de iyi oturmadı ürün doğrusu; hatta pul pul ucube gibi çöktü cildime kaldı..Cilde uygulanışı ise çok keyifli ürünün; az bir miktarı ile tüm cildi parmak uçlarınız yardımı ile kısacık bir sürede kaplayabilirsiniz; köpüğün dokusu bir harika, cilde uygulandıktan saniyeler sonra adeta pudraya dönüşüyor..Kapatıcılığı için orta seviye denebilir..

Minik kavanoz ambalajlar kesinlikle kullanıcı dostu ve ürünü ziyan etmeksizin son raddesine kadar kullanılabilir; çantada cepte rahatlıkla taşınabilir kılıyor..30 TL civarı bir fiyatı olan ürünü cilt tipim “tipitiplik” etmese muhakkak kullanırdım 😦

20130511_135615

20130511_135724

Reklamlar

Makyaj Fırça ve Süngerlerini Yıkama ve Paklama LTD.ŞTİ. – Vol I

0

Öncelikle makyaj fırçalarının belli aralıklarla temizlenmesi gerekliliğini abesle iştigal olarak görenler varsa onlar bir köşeye sinsin ve hiç ses etmesin! İkna kabiliyetimi konuşturacağım birazdan 😉 Durumun vehametini haiz arkadaşlarla da -sağdan soldan görüp duyduklarımı da harmanlayarak- üzerinden geçmiş oluruz konunun; yolu imandan geçen herkesle bir gün bir fırça temizliği yazısında buluşuruz!

Biz bu yazı dizimizde gayet dene-ysel ve yanıl-sal bir metodoloji kullanaco.uk..Denesek birimiz, yanılsak hepimiz için!

Şimdi öncelikle referans noktamız neden fırçalarımızı sallama ya da üfürme teknikleri ile temizlemek yerine “suya sabuna dokunur” yöntemler arayışında olduğumuz olsun..Pazardan satın aldığı zerzevatı bile eteğine tişörtüne silip “sıhhi” hissedebilen bir güruhuz ne de olsa!

Makyaj Fırçalarını Neden Temizlemeliyiz? (Biz bu firçalari çimdirip duruuruz acep niçın?)

Bu arada bu başlık altında derdine düştüğümüz fırçaların orta/iyi kalite fırçalar olduklarını ve dolayısıyla da orta şeker ve hatta tuzluca fiyatları dolayısı ile orta direk bütçelerimizde ciddi bir baskı grubu oluşturduklarını da bir kenara yazalım; 3-5 TL’ye kozmetikçilerden alınan sentetik fırçalar alınganlık etmesin; onlara dönüşte uğrayacağım! Hepsini geçtim, yüzlerce liralık küçük bir servet değerindeki fırça koleksiyonuna iyi bakmayanı Allah taş yapar vallahi de tallahi!

Şimdi öncelikle, cildimize temas ettirdiğimiz her seferinde bakteri ve doğal yağları mıknatıs gibi çekiyor bu fırçalar..Öte yandan da şayet müşterek bir kullanımı söz konusu ise bunların, mikrop ve bakterilerin onlara değen her bir doku hücresini işgal altına alması işten bile değil..

Özetle fırçalarımızı herhangi bir yöntemle temizlemekle onları birlikte kullanıldıkları önceki makyaj malzemelerinden, kir ve kalıntılardan, ölü deri hücrelerinden, bakteri ve yağdan arındırmış oluruz..Ayrıca fırça kıllarının sertleşip kurumalarının da önüne geçmiş oluruz onları muntazaman temizleyecek olursak; hem zaten özellikle de akışkan forma sahip ürünlerin boya artıkları yüzünden kaskatı kesilen fırçalarla çalışmayı da asla istemeyiz!

Peki ama ne sıklıkla temizlenmeli makyaj fırçaları..En makbulü muhtemelen her gün elden geçirmek ama onlarca rutin içerisinde bu işe her gün zaman ayırabilir mi ortalama bir hanım kişi pek emin değilim doğrusu; öte yandan her yıkamada göz önüne alınması gereken bir de amortisman payı konusu var; ekonomik ömürleri adına iyi mi yoksa kötü bir fikir mi o kısmını da bilemedim işin..

En sık rastladığım öneriler doğrultusunda fondöten ve kapatıcı fırçalarının haftada en az bir; pudra, allık ve bronzlaştırıcı fırçalarının haftada bir; göz farı fırçalarının her 2-3 günde bir; eyeliner ve ruj fırçalarının ise her kullanım sonrası temizlenmesi iyi olur yönünde bir kanaat var..Elbette bu süreler fırçaları kullanım sıklığınıza değişir ve hatta Bobbi Brown imzalı bir makalede fondöten ve kapatıcı fırçaları en az haftada bir, göz bölgesinde kullanılan far fırçaları ayda en az iki ve diğerler de ayda bir kez yıkanmalı en az diyordu..

Bu arada makyaj fırçalarının “o anı kurtarmalık”/günlük temizliği için keyifle kullandığım ve son derece pratik bir ürünle (MAC Fırça Temizleyici) ilgili yazıma da göz atmak istersin belki..Link..Bu ürünün sadece yüzeysel temizlik sağladığını da not düşelim; tek başına kafi değil yani..

Fırça temizliğinde kullanılabilecek pek çok yöntem mevcut ancak herbirinin bir diğerine göre fırçalarınıza o ya da bu şekilde zarar verebilmesi söz konusu ve bu yazıyı hazırlamamdaki amaç da tamamen bu yöntemleri deneysel bir şekilde birbirleri ile kıyaslamak!

Bu yazımın konusunu fırça temizliğinde sıkça kullanılan yöntemlerden biri olan Zeytinyağı+Bulaşık Deterjanı Yöntemine ayırmak istedim..

Gerekli Malzemelere gelince, sıvı bulaşık deterjanı (ben Eczacıbaşı tarafından ithali gerçekleştirilen ve doğada %98’in üzerinde çözünen ekolojik bir markayı tercih ettim) ve sızma zeytinyağı..

20130522_171412-001

Temizlenecek fırça adedine göre ama Arap misali yağ olayını abartıya kaçırmadan yağ+deterjan karışımımızı hazırlıyoruz Nuh Nebi’den kalan bir tabağın içerisinde!

20130522_164012

Sonradan, iş bittikten sonra farkına varacağım üzere yağı bol bulduğumdan mütevellit ben fazla kaçırmışım; siz yapmayın..

Bu yöntem özellikle fondöten, kapatıcı, ruj ve likit eyeliner gibi sıvı formüllü makyaj malzemesi kalıntılarını liseden kalma kimya bilgilerime göre söküp atmalı diyerek önceliği bu tarz fırçalara verdim..Bakalım görelim..

20130522_164517

Fondöten fırçaları temizlenme konusunda bir köpek ya da tavşan kadar baş belası olabilirler ama bu sefer yağ+deterjan karışımına daldırılan fırça anında “sökül bakalım” talimatı almışçasına kılları arasındaki kalıntıları saniyesinde karışıma sattı! Öyle dakikalarca bekletmeye gerek de yok üstelik; üç beş çevirin fırçayı tabağın içerisinde ve işlem tamam! Cidden şaşırdım yahu; kusursuz temizlik bu işte! Bir de yağını fazla kaçırmayaydım eyiydi..

20130522_165446

Makyaj süngerimin başı kel mi??

Blog

Makyaj fırçalarım da süngerlerim de parladı kitabıma! Yağ+deterjan karışımına daldırılıp boya kalıntıları bu karışımda iyice çözünen fırçalarımızı metal aksamlarına su değmeyecek şekilde sadece kıllarını su altında durulamayı unutmuyoruz..

20130522_171208

Özetle yöntemin avantaj ve dezavantajlarından bahsedelim; Uygulanışı kolay ama zeytinyağı+deterjan karışımında çözünen boya lekeleri mide bulandırıcı gelebilir gözünüze..Uygulama zahmetsiz dedik ama anlık bir sakarlık ortalığı birbirine katabilir zira zeytinyağı ile şaka olmaz..Deterjan ucuz bir malzeme ama sızma zeytinyağı uffff..Gerçi her seferinde az bir miktar kafi gelecektir ama yine de çok ucuz bir karışım değil bu..Fırça temizliğinde kusursuz iş çıkaran zeytinyağı, temizlik sonrası fırçalar kuruduktan sonra yağlı bir tabaka bırakıyor kıllar üzerinde ve fırçaları ağırlaştırıp yapay bir form veriyor gariplerime; demedi demeyin..Ha bir daha dener miyim; hiç zannetmiyorum: Fırçalarımda bıraktığı o yağlı ağırlık hissini hiç şık bulmadım; gerçi belki de yağını fazla kaçırdım..De ki fazla kaçırdım; peki ya kuru fırçada kalan buraaam buram zeytinyağı ve deterjan kokusuna ne demeli? Yok arkadaş, alternatif yöntemlerle geleceğim yine karşına, bekle beni..

Bu arada önemli bir hatırlatma; fırçalar kurutulurken asla uçları yukarıya gelecek biçimde tutulmayacak ve hatta yatay yatırılıp kurutulmaktan bile kaçınılarak uçların mümkünse zemine eğimli bir biçimde bakması sağlanacak ki nemli kılların kuruyana dek içlerinde tutacağı su fırçanın metal aksamına (kıl uç ile sapın birleşim kısmındaki metal) ulaşıp yapışkanına zarar vermesin; dağılır fırçanız maazallah :S

20130527_154029

Vaktiyle ayak tırnaklarıma oje sürdüğümde nedense ayaklarımı kıpırdatmadan duramayacağıma ikna olup satın aldığım ama asla kullanmadığım ayıraçlarımı bu amaçla değerlendiriyorum artık!

E.l.f. Professional Makyaj Fırçaları: Hem Tanesi 4 TL’ye, Hem Porofösyonel, Hemi de Fırça; Hep’isi Bir Arada!

2

Elf Cosmetics’in Studio serisine mensup (şu siyah renkli fırçalar) muhtelif fırçaları hakkında daha evvel atıp tutmuşluğumuz vardı; şuralarda bir linkte olacak: Link

Bu sefer de Professional serisinin (beyaz renkteki sedefli seri) kulaklarını çınlatalım biraz..Yalnız not düşmekte fayda var; Elf’in Studio serisindeki fırçaları Professional serisindeki fırçalarına göre daha pahalı ve basit bir tümdengelim kuralına göre de daha iyi olan seri..Aşağıda eşkalleri verilen fırçalarsa (üzerlerinde de yazılmış olduğu üzere) soldan sağa sırayla fondöten, eyeliner, dağıtıcı far (dumanlı göz makyajı şeysi), kapatıcı fırçaları ve kaş/kirpik tarayıcı fırça..

20130511_140733

Her birine teker teker bakalım..

20130511_140749

Fondöten fırçası yassı olarak tasarlanmış; ben de bu yassı tipte olanlardan kullanıyorum genelde gerçi ama derseniz ki bu mudur, yok arkadaş değildir..Yassı gittim şen geldim, bakınız şimdi yassı formdaki sentetik fırçalar akışkan ürünlerde fırça izi bırakma gibi bir illete gebe; çok doğal görünümlü bir uygulama elde edemeyeceğinizi bilmelisiniz bunlarla..Yine de bu tip fırçalara göre çok daha iyi netice veren lateks süngerlerle uğraşmak ya da bizzat parmak uçlarınızı bu işe karıştırmak istemiyorsanız bu fırça gayet ekonomik bir seçenek..1,50 Sterlinlik (nerede bu sterlin işareti yine yaw) fiyatı ile 4.23 TL gibi bir fiyata geliyor yani..Nasıl yaw..E bedavaymış..4 liraya fondöten fırçası; neyi tartışıyoruz ki alın gitsin, denemesi bedava misali! Bu arada bu tip fırçalarda darbeleri yukarı doğru yapmanın daha iyi netice verdiğini söylüyorlar..

20130511_140802

Gelelim eyeliner fırçasına; elimde her türden eyeliner fırçası olduğunu anımsadım birden; acaba hangi tipteki bir fırçayla daha rahat ve temiz iş çıkarırım diyerek Inglot’tan kesik uçlu yassı; Sigma’dan orta kalınlıkta kalem tip ve MAC’den de ince uçlu kalem tip olanlardan birer tane edindim: Sadece şu açılı eyeliner fırçalarından alıp denememişim demek ki..Esasında benim favorim MAC olan ama gerekçem diğerlerine göre çok daha ince ve esnek çizgiler çekebilme şansı vermesi..Eyeliner çekme tarzınıza göre bu orta kalınlıkta çizgiler yaratan fırça bile sizi mutlu edebilir esasında..Bu fırçayla da yine hem ıslak hem de kuru formdaki ürünleri oranıza buranıza uygulayabilirsiniz..Fiyat yine aynı; bizim paramızla 4.32 TL..

20130511_140836

Bu kaş tarama/ kirpik ayırma fırçasını ikidir inatla satın alıyorum ama zannediyorum onun o “cool” duruşuna hürmeten yapıyorum sadece bunu! Kaşlarınızı kalem ya da farla dolduranlardanız daha doğal bir görünüm sağlamak amacıyla kaşlarınızı tarama gereği duyabilirsiniz..Fırça görünümlü uç bu amaca hizmet ediyor..Diğer tarak görünümlü uç ile de kirpiklerinizdeki rimel tortularını temizleyip onları tek tek birbirinden ayırabilirsiniz..Elzem bir fırça mı, bence değil..Fiyat yine aynı; fiyat serinin tüm fırçalarında aynı bu arada: 4,23 TL

20130511_140907

Yukarıdaki muhterem de serinin kapatıcı fırçası..Daha evvel hiç kapatıcı fırçası almadıysanız gidin Gratis veya Watsons’tan bir tane Eco Tools marka kapatıcı fırçası alın; bana dua edersiniz..15 TL gibi bir fiyatı var; ara sıra %20-25 indirime giriyor zaten marka..Bu fırçaya gelecek olursak, bu denli dar ve seyrek kıllı bir kapatıcı fırçasının kolay kolay kimseyi memnun edeceğini pek zannetmiyorum dürüst olmak gerekirse..Yüzdeki ufak tefek noktaları kapatacaksanız amenna ama göz altına kapatıcı uygulayacaksanız ölme eşeğim ölme..

5 fırça geldi mi bize böylelikle 21,15 TL’ye..Kargoyu takipli ve takipsiz olmak üzere iki alternatif arasından, biri diğerinin iki misli fiyatına olmak üzere seçebiliyorsunuz; 5 adet fırça için 3,95 £ (Alt Gr+2 imiş :)) veya 7,95£ gibi misal..Fahiş sayılmaz..Salı pazarında güneşin altında ultra viyole ışınlarla kimyasal reaksiyona giren o naylon fırçaları almaktansa bu tarz yeri, yurdu, adresi belli ekonomik seçeneklere öncelik vermek her açıdan daha makul bence 😉 Bu arada fırçalar sarı balıkçı çizmelerine (sosyete yağmur botu diyor diyor kendilerine) dünyaaaanın parasını harcamaktan çekinmediği halde fırçalarına bu bütçeyi reva gören arkadaşım için alınmıştır; bu yazımı eskaza okumasa çoh eyi olacaktırrrrr!

“Alayım Kızıma Bir Kutu Boya..” Diye İç Geçiren Ebeveynlere: Kryolan Supracolor Grease Paint (1001 – Ivory)

2

İtiraf etmek gerekirse, esasında üzerinde tek kelime olsun Türkçe ipucu(!) taşımayan, dahası ürünün ne amaçla kullanılacağını çözebilmek için ambalajını on kez o tarafa bu tarafa evirip çevirmek gereken o sanki “kalburüstü” ürünlere -İngilizcem hiç de fena olmasa dahi- resmen iffit oluyorum! Ürün bir şekilde belli bir ürünün pazarında satılıyorsa, o mağazanın kapısından içeri giren her vatandaş -ortalıkta bolluktan boya kavanozuna düşmüşçesine gezinen çok bilmişlere muhtaç kalmadan- o ürünün ne amaçla kullanıldığını üzerindeki etiketinden anlamalı..Milliyetçi duygularla ilgisi yok bunun, o çoook meşhur mağazalara hevesle girip hayalkırıklığı ve biraz da mahcup suratlarla çıkan bir sürü insana denk geliyorum; ayıptır! Bir etiket yapıştırmak bu kadar zor mu o ürünlere ya da maliyetli mi ya da nedir yahu..

Ok dağıtmayalım; anladık gerginiz..Şimdi öncelikle Kryolan dünya çapında bilinen ve ürün çeşitliliği ile herkeşleri şoke edebilecek kapasitede bir profesyonel makyaj markası..Profesyonel kelimesini rastgele kullanmadığımın da altını çizmek isterim..Bu ve Ben Nye -en azından benim varlıklarından haberdar olduğum- sinema,TV,podyum,tiyatro gibi görsel platformlarca dünya çapında tercih edilen ve akla hayale gelmeyecek tür ve çeşitlilikte ürünleri olan markalar..Kurban olurum ben onlara! 🙂

Yeri gelmişken abartmadığımı ispat adına her iki markanın da web adreslerini vereyim ki “baban da mı atardı hey yavruumm” diyemesin kimsecikler ardımdan..

Kryolan

Ben Nye

Kryolan nasıl okunur peki ona gelelim: Valla Youtube’da okuyanların yalancısıyım zira Alman markası olur kendileri: “Kıraylon” diye okuyorlar efenim bu arada..

Yapıştır gelsin madem;

20130511_140004

Grease Paint ifadesinin tam karşılığı=makyaj boyası..Bu ürüne kısaca Supra Color (süpra ka’lır) deniyor ve benim sitesinden sayabildiğim kadarı ile farklı 122 rengi mevcut :S Aha da az evvel öğrendim :S Hatta Supra Color’un metalik vb. farklı serilerini hiç saymadım bile!

Ürün fondöten, kapatıcı, aydınlatıcı ve far bazı olarak kullanılabilmenin yanısıra parlak renkleri göz farı olarak da kullanılabiliyor..Kullanım amacı ve yoğunluğuna göre 8,30 veya 55 ML seçenekleri mevcut; bendeki göz altı kapatıcısı niyetine alınmış olduğu için 8ML olarak tercih edildi..Gerçi bu ürünler öylesine yoğun yapılı ürünler ki 8 ML’si bile çoook uzun süre gidecektir vücudunuza küllen sıvamadıkça!

Ambalajın sadeliğine aldanmamak gerek; mütevazilik göstergesinden başka bir şey değil bu sade ambalajlar, hiç şüpheniz olmasın!

Burdan bakıldığında ürün margarin kıvamında koyu bir yapısı var gibi görünüyor; ancak ürünü elinize aldığınız anca ergiyerek inceliyor..Yine de bu ürünler muadillerine göre kapatıcılığı ve dolayısı ile de kıvamları epeyce yoğun olan ürünler; hatta günlük kullanım için fazla olduklarını düşünenlerin sayısı hiç az değil..Yoğun yapı aynı zamanda ekonomik olma ve uzun süreli bir kullanımı da vadediyor yalnız, unutmamak gerek..

Bu arada ürünün yağlı bir yapısı var; yağlı ciltlerde parlama sorunu yapabilir..Gerçi transparan pudra ile sabitlenebilir ama yağlı ciltte sorun yaratabileceğini düşündüm nedense..Yalnız ürün kurumadan yapılmalı bu sabitleme işi..Hatta bana kalırsa ürünün nemli (yoğun yapılı ürünlerde nemli sünger en iyi tercihtir) bir süngerle cilde uygulandıktan sonra transparan pudra ile sabitlenmesi şart..Fırça ile uygulanmaz diye de hakkında ayet yok tabi..

20130511_141108

Ivory rengi tam bir fildişi ve sarı alttonlu bir ürün; her cilde az çok uyum sağlayacak türde yani..

Şimdi özetlemek gerekirse; Bu ürün yoğun kapatıcılık arayan ve yağlı yapıdaki ürünlere garezi olmayanlar için biçilmiş kaftan..Su bazlı olduklarını okuduğumu anımsıyorum bu arada..Ürünü nemli bir süngerle incelterek kullandığımı söylemiştim; kalıcılığını kısalttığını da ekleyeyim bu yöntemin; ancak fırça ile ya da kuru süngerle uygulandığında da kalıp gibi doğal olmayan bir görünüm elde etme riskiniz artıyor..her uygulama sonrası transparan pudra ile sabitleme yapmak şart bana göre; ilerleyen saatlerde parlama yapma veya sağa sola bulaşma problemini minimize etmiş olursunuz..Günlük kullanıma uygun mu peki? Bana soracak olursanız bu yoğunlukta bir ürün şayet gül cemalinizde örtülüp gizlenecek bir maraz mevzu bahis değilse her gün forma gibi cilde giyilmese daha iyi olur..Uzun dönemli etkilerini analiz edecek kadar kullanmadığım için akneydi sivilceydi siyah noktaydı gibi yan etkilerinden bahsedemiyorum; blog yazarı atıp tutmaz zira, olmaz 🙂

Tek kelime ile ifade etmek gerekecekse de kesinlikle başarılı bulduğum ürün 35 ya da 37 TL bir fiyat etiketi taşıyordu zannediyorum..Bir soru..Kryolan nasıl okunuyordu? Yukarında yazıyor :))

Adını Unutabilirsiniz Ammaa..Kokusunu Asla..

1

Bir süredir tepe tepe kullandığım, hatta ikincisinin dibini gördüğüm Bebak (adını söylemek ne zormuş, şimdi farkettim) Makyaj Temizleme Sütü ile onun amcaoğlu Makyaj Temizleme Mendili’nden bahsetmedim hiç değil mi? Bir Acıbademli olarak Acıbadem Özlü bu ürünlerin reklamını yapmak boynumun borcu! Reklamın iyisi kötü olmaz derler nasılsa 😉

Şaka bir yana, bu ürünler uygun fiyatlarına rağmen gerçekten piyasadaki pek çok üstelik de çok çok daha pahalı muadillerine göre gayet başarılı ürünler..Hani şu “..farkı fiyatı..” diye tabir edilen ürünlerden..

Esasında bu markayı daha çocukluğumdan beri market ve parfümeri raflarından hayal meyal anımsıyorum..Blendax şampuan şişesi o günden bu güne onlarca kozmetik operasyon geçirerek tanınmam hale geldi ancak ben Bebak markalı ürünleri halen çocukluğumdaki haliyle üstelik, anımsayabiliyorum! {Sen tut yirmi senedir raflarda gördüğün bir ürünü bir gün olsun da merak edip satın alma! Minare gölgesi olsa merak eder de satın alır insan..Pess!} İç sesim haklı hanımlar! İtiraf etmem gerekirse ucuz fiyatı ve Acıbadem Kurabiyesine olan sempatimle hiç bağdaşmayan Acıbadem kokusu antipatimin kabahati bu geç karşılaşma!

20130423_154524-001

20’li paketini zannediyorum 3,50 TL gibi bir fiyata aldım..17 – 18 kuruşa gelmiş oluyor adedi ki besbedava yahu!

Bu makyaj temizleme mendilleri özellikle de seyahat ve misafirlik gibi durumlarda can kurtarıcı: Pamuktu, losyondu, tonikti bunların hamallığından küllen kurtarıyor insanı az şey mi? Ha bir de eve yorgun argın ya da geç gelmelerin ardından şeytanın taca çıkardığı üşengeçliğe kafanızla attığınız “bi kereden bişi olmaz” vuruşu var ki siyah nokta golü Allah’ın emri, peygamberin kalvi! Misal şimdi farkettim ki saat gecenin ikisi olmasına rağmen makyajım halen yüzümde(!) ve bu saatte yüzüme su vurup uykumu da korkutup kaçırmak istemediğimden yine gol kurtarıcı meeeendillere (Samsunlu var mı içimizde? :)) sarılacağım!

Öncelikle söylemem gerekir ki bu amaçla bir dönem şu sıradan ıslak mendilleri de kullandım ama ya makyajımı temizlemeye üşendiler ya da gözlerimi yakıp cildimi gerdiler..Bazı markaların muadil ürünleri de yapıyor bu yaramazlıkları! Bebak mendillerin temizleyiciliği şaşırtıcı derecede iyi bana soracak olursanız; tek mendille tüm sıvayı alaşağı edebiliyorum! Gözlerimi yıkama yağlama yaparcasına iyice mendille ovuşturmasam yakma yapacağı da yok..Yanma hissi vermeyenine rastlamış değilim bu mendillerin zaten.. ..Acıbadem kokusu mu? Ona da zannediyorum zamanla alıştım ya da duyarsızlaştım..

20130423_154602

Paketin arkasını çevirecek olursanız, içerik kısmında bu mendillerin insanı paraben manyağı edeceğinden kuşkunuz kalmaz; Envai çeşit paraben içeren bir ürün..Şayet paraben faydalı bir şeyse ihya olduk; yok eğer küllen zararsa hapı resmen yuttuk :)) Bu arada bildiğim kadarıyla parabenle kanser arasında halen daha bir nedensellik ilişkisi kurulabilmiş değil, o yüzden açıkçası ben sorun etmedim içinde “para” olan bir şeyden zarar gelmez mi dedim n’aptıysam artık..

20130423_154735

Ve o efsanevi şişe! 1933 vay anasını sayın seyirciler..Şimdi dikkat ettim..Bırakın benim çocukluğumu babaannemin çocukluğunda bile raflardaymış ürün! 120 gr ve 215 gr olmak üzere iki boyu mevcut ürünün..Büyük boyunu 6,50 TL’ye satın almıştım yanılmıyorsam..

Şimdi öncelikle ben her daim krem temizleyicileri çift bazlı temizleyicilere tercih eden tiplerdenim; waterproof ürün kullanmaktan da haz etmem..Kozmetik malzeme dedin mi suya değdi eriyecek..Yok bu da olmadı da waterproof maskaralardan cidden hiç hazetmiyorum! Dolayısı ile bu tarz ürünler üzerindeki performansını değerlendiremeyeceğim ürünün..Ama onun dışında krem temizleyicinin de performansı gayet iyi..Beni hiç üzmedi..Şunu da eklememe izin verin ki kuru bir cilt tipim var ve cilt yapınız yağlı ise ürünü sevmeyebilirsiniz..Ve hatta cilt tipinize göre şayet temizleyiciniz ya da göz bölgesinde kullandığınız diğer ürünler gereğinden fazla yağlı bir ürün ise göz bölgenizde yağ kesecikleri oluşur ve bu kesecikler siz onları aldırmadan hiç bir yere kaybolmazlar..Ben mi? Bende (tu tu tu maşalla) tek bir yağ kesesi bile oluşmadı bugüne dek..Bebak için de her cilt tipine uyumlu olduğu yazıyor üzerinde ayrıca..

Özetlemek gerekirse, bu iki ürün de benim favori makyaj temizleyicilerim arasında artık..Bunların dışında Neutrogena’nın krem temizleyicisini ve Watsons’un Natural High serisindeki makyaj temizleyiciyi de çok başarılı bulduğumu söylemeliyim..

Evreka!

0

Hani “biri de çıkıp şöyle şöyle bir şey yapsın dişimi kırazaam, te te o kaa” dedirten Zihni Sinir Projelerimiz vardır ya, Watsons’ta bunlardan ikisine denk geldim ya la!

Bu bu, nedir bu?

20130422_181645-001

İşte Arşimet misali Evreka (Buldum!) dedirten ürün: Silikon Yüz Temizleme Pedi..Tam da aradığım şeydi bu aralar, tesadüfün büülesii 🙂

Yüzümü krem temizleyiciler ve yağ bazlı temizleme likitleri ile silip bırakmak çoğu kez temiz hissettirmediğinden üzerinden bir de tonikle geçer ve iki dakikalık yüz temizleme işini en nihayetinde kafamı küllen suya sokmaya kadar götürerek abartırdım bazen, ta ki bu Evreka Ped’ine kadar! Vakti zamaniyle sentetik kıllı bir yüz temizleme fırçası almıştım ama doktor civanım (tatlı babuşum) sentetik kılların yüzümü çizerek epitel dokuyu aşındırabileceğini söylediğinden onu “su kaplumbağası temizleyici fırça” yaptım ve kariyerine istemeyerek de olsa son vermiş oldum..

Yeni keşfime bir de yakından bakalım..

Yeni Klasör1

Bu ürünün en güzel yanı, yumuşak silikondan imal edilmiş olup tamamen “cilt dostu” oluşu; ciltte asla rahatsızlık verici bir his yaratmadığı gibi kan dolaşımına dairesel hareketlerle yapılacak yumuşak bir masajla faydası bile var! Ben bu pedi ıslakken üzerine temizleme jelimi ya da granüllü peeling ürünlerimi sıkarak yüzümü temizleme kullanıyorum ve son derece rahatlatıcı bir his bıraktığını söyleyebilirim temizlik sonrası cildimde..

Dikkat edeceğiniz üzere, ürün son derece de ergonomik tasarlanmış; kullanım esnasında içerisinden parmağınızı geçirecek ped üzerinde rahatça kontrol sağlayacağınız bir “parmak geçirme kısmı” ve pedle işiniz bittikten sonra da onu  fayansın uygun bir yerine tutturabileceğiniz vantuzlu bir tutturacı(oturgaçlı götürgeç gibi oldu bu da :S) var..

Uzun lafın kısası, ben bu ürünü çok kullanışlı buldum ve benzer ürün arayışı olanlara şiddetle değil ama hiddetle tavsiye ederim! Ürün Watsons’larda 4,99 TL’den satışta..

Gelelim ikinci keşfime;

20130422_181946Ta ta ta taaammm..Elin blog yazarı uzaya gidiyo ay tozundan aydınlatıcı yapıyo kendine, sen diş ipini ikinci kez keşfetmene bak diyorsun değil mi? Bu diş ipi öyle sıradan bir diş ipi değil..Cep boyu bir diş ipi!

20130422_182052Meşe palamudu büyüklüğündeki kutusunu at cebine, sağda solda kürdanla frikik verme yemek sonraları! 2’li pakette her biri 12 m olmak üzere yine bu süpersonik ürün de 2,99 TL’lik fiyatı ile Watsons’larda satışta..Kullanmaya kıyabilirsem – bitmesin diye- epey işimi görecek inşallah 😉

Bir Fıstık Yeşili Değil Ama Fıstık Gibi Bir Yeşil: Loreal Chrome Intensity – Timeless Green

0

 

20130326_1604570

Zamansız ya da Ebedi Yeşil adıyla anılan bu ürün Chrome Intensity serisinden içerisinde muazzam ışıltılar barındıran nefis bir zümrüt yeşili..

20130419_151914

Gölgede terracotta görünümlü sıradan bir sedefli bir far; ama bir ışık kaynağı (gündüz güneş, gece muhtelif ışık kaynakları) üzerine değmeye görsün, her defasında tembihlenmelerine rağmen bir işgüzar tarafından suya değdirilen Gremlinler misali bambaşka bir şeye dönüşüyor ürün!

Yapısı oldukça ince; uygulama esnasında topaklanma ya da tozlaşma yapmadığı için gözümün içine de güvenle sürebiliyorum, asla batma ya da yanma yapmıyor: Kirpik diplerine uygun bir fırça ile iyice yedirdiğimde saatlerce uçmadan kaçmadan uslu uslu duruyor yerinde..Yalnız far bazı üzerine bile uygulansa bir kaç saat içerisinde çizgilere doluşup birikme yapıyor; dolayısıyla çizgilere taşırmadan yalnızca göz kapağına uygulamakta fayda var ürünü! Bazsız kullanımı şahsen tavsiye edemiyorum..Ama renk muazzam..Işıltılar harikulade..Kirpik diplerinde gerçekten sonuçtan çok memnunum..Göz çukurunda altın rengi bir farla da güzel bir kombin yaptın mıydı tamamdır 😉

20130326_162455

Eklemek istediğim bir husus daha var ki şayet denemeden internet üzerinden basmayı sevenlerdenseniz paraları Leylaya, bu serinin tüm farları son derece ışıltılı bir yapıya sahip; hani olur ya benim içimin gittiği ışıltılı ve yoğun pigmentli ürünlere antipatisi olanlar uzak dursun; yazık günah çok ucuz ürünler değil bunlar zira..

Yazık günah demişken, helali hoş olsun 33,95 TL’den almıştım zannediyorum ürünü.. 😉 İndirime girse de öteki renklerini de kapsam diye Gratis’le Watsons’un sitelerini aşındırıyorum boyuna..

Flormar Terracotta Matte, Canım İster White Chocolate Cafe Latte..

2

O zamanlar kaş altı ve göz çukuru için kullanmıyordum belki ama ta lise yıllarımdan gelir benim beyaz farlara olan zaafiyetim..Şimdi anımsadım, farkında olmadan yüzümde ve göz altlarımda aydınlatıcı olarak kullanıyordum ben onları 🙂 Yoo Bülent Ersoy gibi değil! Vallahi değil!

Beyaz/krem rengi far ya da pigmentlerin yüzüme verdiği aydınlık hissini seviyorum..Hoş bir kontrast yaratıyorlar makyajla bana göre..Tabi aydınlığa ereceğim diye tüm göz bölgesine yerden tavana banada yapmanıza da gerek yok; kaş altı ve göz çukurunu aşmadan da aydınlanmak mümkün!

Kullanmakla bitirebildiğim tek farların bu amaçla kullandıklarım oldu; kötü kalpli kız kardeşimin (kalp iyi de el kol sakar!) musallat olup her aldığı yere bırakışında un değirmeninden dönmüşcesine tuzla buz olanları saymazsak en kötü ihtimalle bir – bir buçuk sene gitti her biri..Usulen her seferinde farklı markaların ürünlerini deniyorum; renkli kozmetik ürünlerinde böyle anlamsız bir takıntım var nedense :S

Bu sefer de Flormar’ın Mat Terracotta serisine çıktı piyango..Terracotta ne demekti, terracotta ürünlerin özelliği neydi anımsayalım mı?

Kelime anlamı itibariyle fırınlanmış ya da pişirilmiş toprak anlamlarına geliyor Terracotta..Bildiğim kadarıyla fırınlama işlemine yönelik bir kaç yöntem bulunsa da gele itibariyle güneş ışığına maruz bırakılarak ürünlerin renk pigmentlerinin yerine oturması ve yumuşak bir form kazanması sağlanıyor bu ürünlerde..Terracotta bir göz farıyla, ürünün ıslak ve kuru kullanımına bağlı olmak üzere iki farklı görünüm elde etmek mümkün; Islak kullanım daha çarpıcı ve yoğun renkler elde edilmesini sağlarken, kuru olarak uygulandıklarında ise daha yumuşak renkler ve daha doğal bir görünüm elde edilmiş oluyor bu tarz ürünlerde..Bu ürünleri fırınlamaktaki amaç ise onlara çalışılması daha kolay bir form kazandırmak ve pigmentlerin oturmasını sağlayarak daha kalıcı olmalarını sağlamak..

Kullanım şekillerine gelince; terracotta bir göz farını yukarıda da bahsetmiş olduğum üzere daha cesur ve çarpıcı görünümler elde etmek için ıslak ya da gündelik/doğal görünümler elde etmek üzere kuru olarak yani iki farklı şekilde kullanabilmek mümkün..Islak kullanmak dendiyse ürünü musluğun altına tutmak anlaşılmamalı tabi; ürünü ıslatmamakta büyük fayda var; onun yerine fırça ya da aplikatörü ıslatıp bu şekilde uygulamak çok daha sağlıklı ve mantıklı..

Perde açılsın o vakıt;

20130326_160422

Terracotta ürünler aşınmaya karşı yapıları gereği mukavemeti yüksek ürünler, dolayısıyla ekonomik ömrü uzun olacağa benzer bu yavrucağın..

20130326_162753

Kutusunun içerisindeki aynaya dikkat çekmekti sözde maksadım ama yansımadaki 8M kamerayı montajda atabilecek olursanız kapağın üst/iç kısmındaki ayna da yoklukta gideri olan cinsten..

20130326_163153

Şimdi gelelim ürüne..Dediğim gibi kaş altı ve göz çukuru gibi bölgelerde aydınlatma yapma maksadıyla ve kuru haliyle kullanıyorum genellikle ben bu ürünü..Bazen tüm göz kapağıma baz renk olarak uygulayasım tutuyor çünkü balık hafızam ürünün göz kapaklarının kırışıp buruştuğu yerde toplanıp birikme yaptığını unutmuş oluyor..Öte yandan ürünü bir kaç kez -Abdurrahman Çelebi niyetine- aydınlatıcımın yanımda olmadığı zamanlarda elmacık kemiklerimde filan kullandım ve neredeyse MAC’in Pearl’iyle aynı görünümü elde ettim 😉 Bu arada adı “Mat” olsa da terracotta yapısından ötürü klasik mat farlar gibi mat bir yapıları olmadığını da eklemeliyim..Dolayısıyla hafif sedefli bir yapısı var bu serinin..

22,75 TL’lik ürünün renk seçenekleri ise;

Tam ekran yakalama 23.04.2013 230205

Kaynak

Son olarak Zaytung’dan bomba bir Son Dakika Haberi..Tıklayıver Çekirge..

Loreal’ın Altın Madeni..

0

Bir süredir piyasada gözüme ilişen altın rengi göz  farlarının üzerine bir Leprikon (Altına düşkünlüğüyle bilinen mitolojik İrlanda menşeili yeşil üç harfli {hihihih} tarafından hipnotize edilmişcesine atılıyorum :S Velhasıl-ı kelam, atlaya zıplaya nihayetinde aradığımı buldum!

20130326_160542-001

Adı gibi tam bir “altın madeni”..Işığın ve güneşin altında bütün ateşböceklerini başınıza toplayacak türden parıl parıl, ışıl ışıl bir yansıması var..Yapısı ise sıkıştırılmış toz far görünümünü andırıyor..

20130326_160800

Bu koruma bandı şeysi ne menem şeydir arkadaş! Keşke abartsaydınız; kundaklasaydınız selo bantla ürünü baştan aşağı da tam olsaydı! Kozmetik firmalarını bazen anlayamıyorum; bunu Maybelline de çok sık yapıyor; bu bant işgüzarlığını yapan ithalatçı firma mıdır yoksa dağıtıcısı mıdır markanın bilemiyorum ama her kimin parmağı varsa bilsin ki ürünü alma konusunda tereddüde bile düşürüyor beni sinirimi zıplattığı için; siz o bantları ürünün büyük bir kısmını kapayacak şekilde yerleştiriyorsunuz ya, biz bu ürünleri satın aldıktan sonra eve gelip de bandın değdiği yerdeki o yapış yapış iz yerlerini gidermek için ne çareler düşünüyoruz! Asetonla siliyoruz, yüzeyi matlaşıp deforme oluyor; sabunlu sıcak su yapıyoruz beş para etmiyor; kolonya ıvır zıvır derken saatlerce bizi o bant izleriyle boğuşturuyorsunuz! Lanet olsun kalsın bari bant izleri desek, yazın havada asılı tutulan o mide bulandırıcı sinek yapışkanları gibi her bulduğu şeyi üzerinde topluyor ürünler..Bilseniz arkanızdan kulaklarınızı ne çok çınlatıyoruz! Bu arada, yıllardır denemediğim şey kalmadı bu bant izleri konusunda ve nihayet işe yarar bir şey buldum; Neft yağı! Çam terebenti olarak da satılan bu petrol türevi ürünle bant izlerini kozmetik ambalajlarına zarar vermeden bir pamuğa dökeceğiniz az miktarda ürünle giderebilirsiniz..

20130326_161708

Ürünün kapağını çevirip açtığınızda altından kaşe şeysi gibi ya da kağıt mührü gibi bir zamazingo çıkacak..Bu kesinlikle atmamanız gereken bir muhafaza; ürünün sıkıştırılmış yapıda bir formu olduğunu söylemiştim; zannediyorum zamanla sağa sola çarpılıp da formunu yitirmesin diye bu tarz pratik bir yol düşünülmüş..

Bir yandan bu yazıyı yazarken diğer yandan da ürün kavanozu parmaklayıp parmaklayıp krem gibi elime yüzüme filan sürüyorum; evet gayet psikopatça! Tenimiz böyle parıl parıl mı olsaydı keşke diye düşündürtüyor bu harikulade ışıltılar beni 🙂

Bu ürünle ilgili esas başka bir noktaya dikkat çekmek lazım; 24 saat kalıcılık vaadine; Ürün çizgilere dolmayacağı ve su geçirmeyeceği yönünde gayet iddialı..24 saat gözümün üzerinde tutmadığım için yorum yapamıyorum bu kısmına ama yüzümde kaldığı süre zarfınca deforme olmaksızın kalıcı bir duruş sergilediğine şahsen kefilim..

20130326_161754Bu ürünü ben göz çukurumda da kullanıyorum; bir pencil brush marifetiyle göz çukurumda harika bir parıltı yaratıyor; beyaz ya da gümüş renkteki sedefli farlar da yine göz çukurunuzda harikalar yaratabilir; muhakkak denemelisiniz..Özellikle de beyaz renkte sedefli ama tortu bırakmayacak bir ürün seçebilirsiniz bu iş için..

Tendeki duruşuna gelelim son olarak da..

20130419_143304Yukarıdaki fotoğrafta sanki mutfak tezgahının üzerine saçılmış mısır unu gibi görünüyor ama ürünün rengi cidden muazzam..Yoğun pigmentli ve ışıltılı yapısı dolayısıyla fotoğraf karesine tam olarak yansıtamadım rengini sanırım 🙂

Paradan mı haber haber vereyim? 25,95 TL’lik fiyatı ile pek de ucuz bir seçenek sayılmaz ama nasılsa arada indirime giriyor; teker teker kapmalı diğer renklerini de tez elden! Her girdiğim kozmetikçide üşenmeden kampanyası var mı diye tüm standlarını geziyorum şahsen 😉

Herkes Mersin’e Zat-ı Alim Tersine! : Essence Smokey Eyes Set..

0

Bu setlere ilişkin yer gök övgü dolu ürün inceleme yazısıyla doluysa da mükerrer defalar yaptığım AR-GE çalışmaları gösteriyor ki “Kral Çıplak” arkadaş! Ürün hakkındaki tümevarımsal tüm o olumlu yorumlara inat gibi olmasın ama işte “görürkişi” raporum..

Sağda solda gri ve kahverengi setlerin dışında bir de yeşil ve eflatun setlerini görüyorum serinin ama zannediyorum o seçenekleri bizim sınır kapılarını geçemedi henüz..

Antrasit tonlardaki ilk setle başlayalım..

20130419_143949

Gri benim yeşilden sonra gözümün en hassas olduğu renktir; algıda acayip derecede yeşil ve gri seçiciyim bu arada! Dolayısıyla bu smokey paleti kaptığıma pek sevinmiştim; ta ki kullandıktan sonra beni “smokey” den çok “smoker” gibi gösterdiğine şahit olana dek..Kömür karası gibi yüzümü köşe bucak geziyor, durduğu yerde sabitlenmiyor bir türlü meret! (bazsız kullanıldığında)

Kahverengi tonlardaki setle bu set arasında formülasyon açısından fark -kimyasal anlamda- var mı bilemiyorum ama bana öyle geliyor ki gri tonlu sette sanki malzemeden çalınmış gibi bir vaziyet var: Bir kere gri olan diğerine göre çok daha fazla tozlaşıyor fırçaya alınırken ve kalıcılığı da diğerine kıyaslayacak olursak kalmayıcılık olarak ifade edilebilir..

Gri setteki antrasit ton sedefli yapısıyla ilk bakışta ışıl ışıl harika bir duruş vaad ediyor; amenna..Ama bazsız (MAC Painterly Pot kullanıyorum baz olarak far altına) kullanma gafletine düştüğüm bir kullanım sonrası göz makyajımın ben daha evden çıkmadan göz kapağımda toplanıp greve gittiğine şahit oldum! Ha derseniz ki akşam bir de makyaj temizleme zahmetine girişmeyeyim uçsun ziyanı yok, hay hay buyursunlar o zaman kuru fırça ile bazsız kullanıma devam 😉

Kahverengi farların yeşil gözlerde gövel ördek etkisi yarattığını keşfettiğimden beri onları da çok seviyorum! Bu setin gri olana göre daha pigmentli olduğu kanısına psikolojim mi yoksa bizzat ben mi vardım emin olamıyorum ama bunun daha az tozuttuğu somut bir gerçek; tozutan farlar yüzünden tozutacağım mazallah bir gün :s

2012-06-07 08.43.49

Ürünleri setin içerisinden çıkan fırça uçlu aplikatörlerle uygulayanını bulursam alnından öpeceğim, duyurulur..Benimkilerden birini şeytan aldı götürdü ve kimbilir ne şeytanlıkla satabildi ki hala kayıp ortalıkta yok! Aplikatör kullanmayı bırakalı çok uzun zaman oldu doğrusu; cok zorda kalsam adamakıllı tutamam desem yeri; direkt fırça ile uyguluyorum o yüzden bu tarz ürünleri..Bu setleri direkt olarak kuru fırça ile uygulamaya kalktığımda koca bir toz bulutu da benimle birlikte zengin kalkışı yaptı bu arada..Eskiden yerleri süpürürken toz kalkmasın diye su serperdi konu komşu evinim önüne..Ben de hatırıma bunu getirip fırçamı ıslak bir mendille hafifçe nemlendirerek ikinci bir deneme daha yaptim: Sonuç yoğun ve homojen biçimde uygulanmış bir far! Nemli fırçanın ürünler üzerindeki marifetini gördüğümde “terracotta mı la bunlar..” demedim de değil doğrusu içimden..

Hemen gösteriyorum;

20130422_183929

Bir de nemli fırça ile deneyelim;

20130419_144824

20130419_144617

Ürünleri bu şekilde nemli fırça yardımıyla hele bir de baz üzerine uygulayacak olursanız 7-8 saat kadar süblimleşmeden kullanabilirsiniz zannediyorum; kendi tecrübemden yola çıkarak söylüyorum bunu..

Öte yandan kuru fırça ile çıplak tene (baz ürün kullanmaksızın) uygulama yaptığımda, hem ürünün kısa bir sürede silikleştiğine hem de çizgilere dolup göz kapağımda toplandığına tanık oldum..

Setteki eyeliner varsın onu es geçtiğimi düşünsün; ona da edecek bir iki çift lafım var esasında; kardeş neden sanki dalgınlık eseri sıcak suyla hazırlanmış hazır çorba misali topak topaksın sen öyle? Nemli fırça yardımına yetişmese mazallah halin duman..Hem kim koydu seni öyle destursuz kapaksız o sete, yazık değil mi kurur gidersin üç beş vakte..

Eyeliner demişken; setteki far ve eyeliner arasında belli belirsiz bir ton farkı yerine eyeliner fardan bir kaç ton daha koyu üretilmiş olsaydı zannediyorum daha isabetli olurdu..

Bu ürünleri 8,99 TL’lik süpersonik fiyatları ile Gratis’lerden temin edebilmek mümkün bu arada..40 tane kusur bulmuş gibi oldum ama kötü malzeme diye bir şey bana göre; uygun bir kullanımla en kötü malzemeyi cevhere; yanlış bir kullanımla da çöpe çevirebilmek mümkün, şahsi fikrim tabi bu 😉